Birkaç gün sonra Vastan Kasabasına gitti ise de, orada tebdil-i hava için ancak bir ay kadar kaldı. Bilahare Molla Mehmed isminde bir zatın refakatinde Erzurum vilayetine tabî Bayezid'e hareket etti. Hakîki tahsiline işte bu tarihte başlar. Bu zamana kadar hep "sarf' ve "nahiv" mebadileriyle meşgul olmuştu ve "izhar"a kadar okumuştu. Bayezid'de Şeyh Mehmed Celalî Hazretlerinin nezdinde yaptığı bu hakîki ve ciddî tahsili üç ay kadar devam etmiştir. Fakat pek gariptir. Zîra Şarkî Anadolu usûl-ü tedrisiyle, Molla Cami'den, nihayete kadar ikmal-i nüsah etti. Buna da, her kitaptan bir veya iki ders, nihayet on ders tederrüs etmekle muvaffak oldu ve mütebakisini terk eyledi. Hocası Şeyh Mehmed Celalî Hazretleri ne için böyle yaptığını sual edince, Molla Said cevâben, "Bu kadar kitabı okuyup anlamaya muktedir değilim. Ancak, bu kitablar bir mücevherat kutusudur; anahtarı sizdedir. Yalnız sizden şu kutuların içinde ne bulunduğunu göstermenizin istirhamındayım. Yani, bu kitabların neden bahsettiklerini anlayayım da, bilahare tab'ıma muvafık olanlara çalışırım," demiştir.
Maksadı ise, esasen kendisinde fıtraten mevcud bulunan îcad ve teceddüd fikrini medrese usûllerinde göstermek ve bir teceddüd vücuda getirmek Haşiye ve bir sürü haşiye ve şerhlerle vakit zayi etmemekti. Bu sûretle, ale'l-usûl yirmi sene tahsili lazım gelen ulûm ve fünûnun zübde ve hülâsasını üç ayda tahsil ve ikmal etmiştir.
Bunun üzerine, hocalarının hangi ilim tab'ına muvafık olduğu sualine cevaben, "Bu ilimleri birbirinden tefrik edemiyorum; ya hepsini biliyorum veyahut hiçbirisini bilmiyorum" der.
Herhangi bir kitabı eline alırsa, anlardı. Yirmi dört saat zarfında Cem'ü'l-Cevami, Şerhü'l-Mevakıf, İbnü'l-Hacer gibi kitapların iki yüz sahifesini, kendi kendine anlamak şartıyla mütalaa ederdi. O derece ilme dalmıştı ki, hayat-ı zahiri ile hiç alakadar görünmezdi. Hangi ilimden olursa olsun, sorulan suale tereddütsüz derhal cevap verirdi.
Tarihçe-i Hayat - 31

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder