18.08.2009

Bediüzzaman'ın hocaları - Şeyh Mehmed Celalî Hazretleri

Birkaç gün sonra Vastan Kasabasına gitti ise de, orada tebdil-i hava için ancak bir ay kadar kaldı. Bilahare Molla Mehmed isminde bir zatın refakatinde Erzurum vilayetine tabî Bayezid'e hareket etti. Hakîki tahsiline işte bu tarihte başlar. Bu zamana kadar hep "sarf' ve "nahiv" mebadileriyle meşgul olmuştu ve "izhar"a kadar okumuştu. Bayezid'de Şeyh Mehmed Celalî Hazretlerinin nezdinde yaptığı bu hakîki ve ciddî tahsili üç ay kadar devam etmiştir. Fakat pek gariptir. Zîra Şarkî Anadolu usûl-ü tedrisiyle, Molla Cami'den, nihayete kadar ikmal-i nüsah etti. Buna da, her kitaptan bir veya iki ders, nihayet on ders tederrüs etmekle muvaffak oldu ve mütebakisini terk eyledi. Hocası Şeyh Mehmed Celalî Hazretleri ne için böyle yaptığını sual edince, Molla Said cevâben, "Bu kadar kitabı okuyup anlamaya muktedir değilim. Ancak, bu kitablar bir mücevherat kutusudur; anahtarı sizdedir. Yalnız sizden şu kutuların içinde ne bulunduğunu göstermenizin istirhamındayım. Yani, bu kitabların neden bahsettiklerini anlayayım da, bilahare tab'ıma muvafık olanlara çalışırım," demiştir.

Maksadı ise, esasen kendisinde fıtraten mevcud bulunan îcad ve teceddüd fikrini medrese usûllerinde göstermek ve bir teceddüd vücuda getirmek Haşiye ve bir sürü haşiye ve şerhlerle vakit zayi etmemekti. Bu sûretle, ale'l-usûl yirmi sene tahsili lazım gelen ulûm ve fünûnun zübde ve hülâsasını üç ayda tahsil ve ikmal etmiştir.

Bunun üzerine, hocalarının hangi ilim tab'ına muvafık olduğu sualine cevaben, "Bu ilimleri birbirinden tefrik edemiyorum; ya hepsini biliyorum veyahut hiçbirisini bilmiyorum" der.

Herhangi bir kitabı eline alırsa, anlardı. Yirmi dört saat zarfında Cem'ü'l-Cevami, Şerhü'l-Mevakıf, İbnü'l-Hacer gibi kitapların iki yüz sahifesini, kendi kendine anlamak şartıyla mütalaa ederdi. O derece ilme dalmıştı ki, hayat-ı zahiri ile hiç alakadar görünmezdi. Hangi ilimden olursa olsun, sorulan suale tereddütsüz derhal cevap verirdi.

Tarihçe-i Hayat - 31

17.08.2009

Bediüzzaman'ın r.a. tarz-ı tedrîsi

Molla Said, Bitlis'te iken on beş-on altı yaşlarında idi; henüz sinn-i bülûğa vasıl olmuştu. O zamana kadar bütün malûmatı "sünûhat" kabîlinden olduğu için uzun uzadıya mütalaaya lüzûm görmezdi. Fakat, o zaman sinn-i bülûğa vasıl olduğundan mı veyahut siyasete karıştığından mı, her nedense, eski sünûhat yavaş yavaş kaybolmaya başladı. Bunun üzerine her türlü fenne ait eserleri tetkike koyuldu. Bilhassa dîn-i İslama varid olan şek ve şüpheleri reddetmek için Metali ve

Mevakıf nam eserler ile, ulûm-u aliye -sarf, nahiv, mantık vesaire-ve aliyeye -tefsir ve ilm-i kelama-dair kırk kadar kitabı iki sene zarfında hıfz eyledi. Hatta, her gün okumak şartıyla, hıfz ettiği kitapların üç ayda bir kere devrine muvaffak oluyordu.

Molla Said'in iki mûtezad hali vardı:

Birincisi: Fikrinin münkeşif bulunduğu vakitler ki; her ne eline alırsa, onu anlamaması mümkün değildi.

İkincisi: Fikrinin münkabız bulunduğu vakitler ki; mütalaa değil, konuşmaktan bile hoşlanmazdı.

Molla Said, günde bir-iki cüz' okumak sûretiyle Kur'an'ı hıfza başladı. Her gün iki cüz ezber etmekle, Kur'ân'ın mühim bir kısmını hıfzına aldı; fakat, iki sünûhat ile, tekmili müyesser olmadı:

  • Birincisi, Kur'an'ın çok süratle okunması bir hürmetsizlik olmasın diye;
  • ikincisi, Kur'an hakâikının hıfzının daha ziyade lüzûmu var diye kalbine gelmiş.

Onun için, Kur'an hakâikının anahtarı olacak ve şübehata karşı muhafaza ve mukâbele edecek hikmet ve fünûn-u İslamiyeye dair kırk risaleyi iki senede hıfzına aldı. Hergün bir parça ezberden okumak sûretiyle, hepsini üç ayda ancak devrediyordu.

Mirkat ismindeki kitabı, haşiye ve şerh olmaksızın hıfz etmeye başladı. Bilahare eline geçen mezkûr kitabın haşiye ve şerhi ile kendi nokta-i nazarını karşılaştırmış; bütün meseleler muvafık olup, ancak üç kelime tevafuk etmemiş. Bu tevcihleri de ulemanın tahsinine mazhar olarak kabul edilmiştir.

Tarihçe-i Hayat - 40


4.08.2009

Bediüzzaman'ın hocaları - Molla Fethullah

Molla Abdullah'ın yanında bir müddet kaldıktan sonra Siirt'e gelir. Orada bulunan Molla Fethullah Efendinin medresesine gider. Molla Fethullah, Molla Said'e, "Geçen sene Süyûtî okuyordunuz, bu sene Molla Cami'yi mi okuyorsunuz?" Bediüzzaman:

"Evet Cami' yi bitirdim."

Molla Fethullah, hangi kitabı sordu ise, "Bitirdim" cevabını alınca tahayyürde kaldı. Bu kadar kitabı bitirdiğini, hem de az zamanda bitirdiğini aklına sığıştıramadı; taaccüp etti ve dedi:

"Geçen sene deli idin, bu sene de mi delisin?"

Bediüzzaman, "İnsan başkasına karşı kesr-i nefs için hakîkati ketmedebilir, fakat babadan daha muhterem olan üstadına karşı hakîkat-i mahzdan başka birşey söyleyemez. Emrederseniz, söylediğim kitaplardan beni imtihan ediniz," der.

Molla Fethullah hangi kitaptan sordu ise, cevabını güzelce verir. Bunun üzerine, bu muhavereyi dinleyen ve bir sene evvel Said'in hocasının hocası bulunan Molla Ali-i Suran namındaki zat, kendilerinden ders almaya başladı.

Molla Fethullah, 'Pekala, zekada harikasınız; fakat hıfzınız nasıldır Makâmat-ı Harîriye'den birkaç satırını iki defa okumakla hıfz edebilir misiniz?" diyerek kitabı uzatır.

Molla Said, alarak, bir yaprağını bir defa okumakla hıfz etti ve okudu. Molla Fethullah, "Zeka ile hıfzın ifrat derecede bir kimsede tecemmuu nadirdir" diyerek hayrette kaldı.

Bediüzzaman, orada iken Cem'ü'l-Cevami' kitabını, günde bir-iki saat iştigal etmek üzere bir haftada hıfz etti. Bunun üzerine Molla Fethullah şu kelamı söyleyerek kitabın üzerine yazdı:

- 1

Bu hal Siirt'te şuyû bulmuş ve Molla Fethullah ulemaya, "Bizim medreseye gâyet genç bir talebe geldi, her ne sual ettimse bilatevakkuf cevap verdi. Bu yaşta zekasına ve ilmine ve fazlına hayran kaldım" diyerek, pekçok metheder.

Bunun üzerine, ulema bir yerde toplanarak, Bediüzzaman'ı davet ederler. Bediüzzaman, intihab ettikleri bütün suallerine bilatereddüt cevap verirken, Molla Fethullah'ın yüzüne bakıyordu. Sanki kitaba bakıyor gibi kendilerinden okuyarak cevap veriyordu. Bunu gören ulema, Bediüzzaman'ın harikulade bir genç olduğuna hükmedip, fazîletini takdir ve sena ettiler. Bu hal etrafta işitilir; ahali, kendisine veliyyullah derecesinde ihtiram eder ve o nazarla bakarlar.

- 1 Cemü'l-Cevaminin tamamını bir haftada ezberine aldı.

Tarihçe-i Hayat - 33